İŞTE O FOTOĞRAFTAKİ ÜNLÜ İSİM

Takvim yaprakları 1978 yılını gösteriyor. Türkiye, hassas bir süreçten geçiyor. Bir üniversitenin konferans salonu. Mikrofonu kapıp, öğrenci arkadaşlarına nutuk atan bu genç şimdi çok ünlü bir isim.

Dünyaca ünlü fotoğraf sanatçımız Ara Güler der ki, “En iyi makina en iyi fotoğrafı çekseydi en iyi daktiloya sahip olan da en iyi romanı yazardı.”

Niyetimiz iyi fotoğraf veya roman değil.

İnsanların yaşamında iz bırakan anları şimdi hafif sararmış fotoğraf karelerinden yol çıkarak ayna tutmaktır.

Takvim yaprakları 1978 yılını gösteriyor.

Üniversiteler ve sokaklar hareketli.

Daha 12 Eylül darbesine iki yıl var.

Siyasette Karaoğlan efsanenin pik yaptığı dönemler.

Üniversitelerde 1968 gençlik rüzgarının etkileri sürüyor.

Hacettepe Üniversitesi kampüsü.

Gençliğin verdiği çoşkuyla öğrenci arkadaşlarına memleket meseleleri üzerine nutuk atan bir genç.

Liseyi birincilikle bitirdi.

Daha çocuk yaşta, iki yaşındaki kardeşini basit bir idrar yolu enfeksiyonundan kaybettiğinde karar verir, tıp fakültesini okumaya.

O zaman tıp bu kadar ilerlememiş. Teşhis koymak için teknik imkanlar sınırlı.

Evin içinde kardeşi için, “İyi bir doktor olsaydı ölmeyecekti” sitemi hergün yankılanıyor.

Bu sözler hiç aklından çıkmayacak.

“Doktor olacağım, insanların dertlerine derman olacağım” sözcükleri işte o zaman içine dert olduğunda daha ilkokul beşinci sınıftadır.

Bu öyle bir derttir ki, derslerine dört elle sarılır.

Liseyi birincilikle bitirir.

Çocuk yaşında karar verdiği hayalini Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi’ne ismini yazdırarak gerçekleştirir.

Ama gelin görün ki, üniversite de bu kez başka dertler gelir içine oturur.

Gençliğin verdiği heyecan ve coşkuyla bu kez memleketi kurtarma hayali gelip içine oturur.

Serde solculuk vardır…

O anfi benim, bu eylem senin koşturur durur.

Kısa süre içerisinde gözaltı ve cezaevi ile tanışır.

Öyle ki, Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının kaldığı Ulucanlar Cezaevine düşer yolu.

Hatta Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının idam edilmeden önce kaldıkları koğuşa atılması talebinde bulununca temiz bir dayak ile ödüllendirilir.

Ama yine de 7 yılda üniversiteyi bitirmeyi başarır.

Bu arada yargılama devam eder. Firari takılır.

Firari takıldığı dönemde sık sık arkadaşlarıyla buluşup memleket meselelerine kafa yormaktan geri durmaz.

Sonrası 12 Eylül ve yeni bir hayat…

Bir süre kurum hekimliği ve serbest hekimlik yapar. Özel sektörde şirket yöneticiliği ardından gelir.

Bu arada hiç kopmadığı aktif siyasi yaşamını sürdürür.

SHP’ye üye olur.

Ardından CHP yeniden açıldığında Parti Meclisi üyeliğine kadar yükselir.

Tabi ki ardından milletvekilliği…

CHP’de şimdi çok kritik bir görevde bulunan bu ünlüyü tanıdınız mı?

Bu fotoğraftaki ünlü isim şimdi CHP'nin iki numaralı koltuğunda oturan Genel Başkan Yardımcısı Tekin Bingöl'den başkası değil.

19 Ekim 2016 13:03 Düzgün Haber