Zorunlu Aşıların Hukuki Dayanağı

Son zamanlarda ülkemizde çeşitli gerekçelerle veya hiçbir gerekçe göstermeden çocuklarına genel ve zorunlu aşı yaptırmaktan kaçınan ailelerin ve buna bağlı olarak açılan davaların sayısında kayda değer artış gözlemlenmektedir ve ülkenin dört bir yanından çocuklarına zorunlu aşıları yaptırmak istemeyen ailelerin hukuk zaferleri yazılı ve görsel basına yansımaktadır.Peki gerçekte olan nedir? Zorunlu aşılar sahiden gereksiz midir? Mahkemelerin verdiği kararları doğru yorumlayıp halka doğru aktarabiliyor muyuz? Ailelerin başvurdukları gerekçelerin tıbbi bir dayanağı var mıdır? 

Anayasa Mahkemesi’nin 11.11.2015 tarihinde Uşak’ta yaşayan ailenin başvurusu üzerine almış olduğu karar aslında bu tartışmanın hukuki dayanaktan ne kadar yoksun olduğunun bir kanıtı gibidir. Ayrıca Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 12.01.2016 tarihinde yerel mahkemede verilen sağlık tedbiri uygulanmasına dair kararını Anayasa mahkemesinin yukarıda bahsettiğimiz kararı ile bozmuştur. Anayasa mahkemesi kararında “bebeklik dönemi aşılarının uygulanmasına muvafakat etmeyen ebeveynler hakkında bebeklik dönemiaşılarının yapılması hususunda zorunlu sağlık tedbiri uygulamasının kanunilik şartını taşımadığı” kararını vermiştir. Bu kararı daha açmak gerekirse genel ve zorunlu aşıuygulamasının kanuni bir dayanağının olmadığından, 5395 Sayılı Çocuk Koruma Kanunu dahil ilgili kanun ve Bakanlık genelgelerinin de uygulamalarla ilgili yeterli dayanağı oluşturmadığından bahsetmiştir. Bu kararları bir hukuk zaferi gibi yansıtmak ve sanki aşıların gereksiz olduğu düşüncesini yaymaya çalışmak büyük bir yanlışlık olacaktır.Ancak bu halkımıza maalesef doğru aktarılamadığı için zorunlu ve genel aşılarla ilgili yanlış kanılara varılmıştır. Bu durumda ülkenin her tarafında her sosyo-ekonomik çevreden ailelerin çocuklarının aşı olmalarına izin vermemelerine yol açmaktadır.

Maalesef bu sorun yalnız Ülkemizde yaşanmamaktadır. Ayrıca bu durum Dünyanın birçok gelişmiş ülkesinde de yöneticilerin baş etmek zorunda olduğu bir problem olarak karşımıza çıkmaktadır. Örneğin Avusturalya Sağlık Bakanlığının 2015 verilerine göre 2,242,925 çocuğun 30,092’si ailelerinin karşı çıkmaları yüzünden zorunlu aşı olamamıştır. Ve bu durum verilerin tutulmaya başlandığı 1999 yılından günümüze yaklaşık 9 kat artmıştır. Dönemin Avusturalya başbakan TonyAbbot durumun ciddiyetine dikkat çekerek “makul gerekçeleri olmadan çocuklarını aşı yaptırmayan aileler yüzünden durumun ileride toplum sağlığını tehdit edebilecek boyutlara gelebileceğini ve bu ailelere karşı bazı yaptırım kararları alınacağından” bahsetmiştir.

Görüyoruz ki Dünya’da olduğu gibi Ülkemizde de aşıların gereksiz olduğu veya sağlığa zararlı olduğu ile ilgili tartışmaların tıbbi araştırmalardan yoksun ve gelecekte toplum sağlığını tehlikeye sokacak şekilde yapılmaktadır. Bu tartışmaların yersiz olduğu salgın hastalıkların yaygın bir şekilde aşı yapılan ülkeler ile yapılmayan ülkeler karşılaştırıldığında gayet net bir şekilde anlaşılacaktır.Aşıların büyük ilaç şirketlerinin para kazanma aracı olarak görülmesi de yayılan bu dedikodun dayanağını oluşturmaktadır.

Ülkemizde de hızlı bir şekilde Anayasa Mahkemesi kararı doğrultusunda kanuni düzenlemeler yapılmalı, makul bir gerekçe olmadan ailelerin çocuklarına aşı yaptırmaktan kaçınmaları ve toplumumuzun sağlığının tehlikeye atılması belirlenecek müeyyidelerle önlenmelidir. 






10 Mayıs 2016 11:46