AZALAN DÖVİZ İHTİYACI KISA VADELİ KAYNAKLARLA FİNANSE EDİLMİŞ

Yazılarımı takip edenler bilirler. Ödemeler dengesi verilerini yakından izlemenin ve doğru tahlil etmenin önemini sık sık vurgularım. Bana göre, dış borçlanma ve ülkenin döviz açığı, sadece ekonomik değil, aynı zamanda bir milli güvenlik sorunudur.

12

Tarihte örnekleri çok sık görüldüğü gibi, zaman zaman siyasi karar almayı zorlaştırabilir. Önceki yazımda bunun 1930’lar Almanya’sına ilişkin örneğini sizlerle paylaşmıştım.

Ocak-Haziran arası yılın ilk yarısına ilişkin ödemeler dengesi verilerini, bu bağlamda, dikkatle ele alacağım.

Ben ödemeler dengesine sadece cari açık perspektifinden bakmam. Cari açığın önemini yadsımamakla birlikte, ülkenin döviz ihtiyacını tek başına cari açık belirlemiyor. Cari açık, dış ticaret açığını gösterir. Bizim gibi dış borç yükü ağır, aşırı dolarize olmuş ülkelerin bir de “sermaye/finansman hesabı” açığı vardır.

Aşağıdaki tabloda, 2018 ve 2019 ilk yarılarının finansman ihtiyacı ve finansman kaynaklarının karşılaştırması görülüyor. Finansman ihtiyacı 29,5 milyar dolar kadar azalmış. Azalışın en büyük nedeni cari açığın düşmesi. Altın ithalatı başta olmak üzere, ithalat çok hızlı düşmüş. Bunu sanayinin çarklarının ağır işlemesinden de görüyoruz. Ara mal ve girdi ithalatına bağımlı üretimde önemli azalışlar var.

Turizmdeolumlu bir gelişme var. Ama gelirden çok turizm giderlerindeki azalış daha fazla etkili olmuş. Yüksek kur yurt dışı seyahati pahalı hale getirmiş. Dışarıya gidişler azalmış.

Bunlar karşılık dış borç geri ödemelerinde bir azalma yok gibi. Sadece 3 milyar dolar kadar bir fark var. Uzun vadeli kredi ödemeleri 25,5 milyar dolar olmuş.

Döviz ihtiyacını karşılamakta, Hazine’nin dış tahvil ihraçları önemli rol üstlenmiş; 8,2 milyar dolarlık işlem var. Buna karşılık yabancılar, Haziran hariç ilk altı ayda, iç borçlanma senedi satmışlar. Haziran ve sonrasında alıma geçmelerinin en büyük nedeni, TCMB’nin faizleri düşüreceğine ve Devlet İç Borçlanma Senedi (DİBS) yatırımcılarının buradan sermaye kazancı yazılacağı beklentisi.

Kredi girişlerindevade kısalmış. Uzun vadeli borçlanma azalırken, kısa vadeli kredi borçlanması artmış.

Yanı sıra, mevduatlardada artış var. Kendi ülkelerinde bankaya para yatırdığından eksi faiz alabilen bıyıklı, bıyıksız yabancılar, %3-4 faizi görünce mevduatlarını Türkiye’ye getiriyorlar.

Özetlemek gerekirse, cari açık şimdilik çok azaldı. Dolayısıyla döviz finansman ihtiyacı azalıyor. Ama ihtiyaç yok olmuyor. Olan döviz ihtiyacı ise kısa vadeli kaynaklardan karşılanıyor. 

Yabancının kısa vadeyi tercih etmesinin bir nedeni olsa gerek.

Ne olabilir? Uzun vadeli risk almak istememesinin nedeni sadece ekonomik mi yoksa başka şeyler de var mı?