BAŞBAKAN YILDIRIM: ‘GAYRİMEŞRUDUR, YOK HÜKMÜNDEDİR’

Başbakan Binali Yıldırım, AK Parti'nin Mamak 6'ncı Olağan İlçe Kongresi'ne katıldı. Mamak Kapalı Spor Salonu'nda düzenlenen kongrede partililere hitap eden Başbakan Yıldırım, Meclis'ten geçen Irak ve Suriye tezkeresine değindi.

11

Bahar DEMİREL / ANKARA (DHA)

Yıldırım, “Dün TBMM’de önemli bir karar aldık. Irak Kürt Bölgesel Yönetimi’nin kör inadı sonrası, Cumhurbaşkanı’mızın riyasetinde, Milli Güvenlik Kurulu ve Bakanlar Kurulu toplantısını yaptık. Oradan aldığımız kararları, milletimizle paylaştık. Yine dün gece Meclis’imizde MHP ve CHP gruplarının da desteğiyle tezkereyi, yurt dışına asker gönderme ve yurt dışından ülkemize asker kabul etme tezkeresini de kabul ettik. Böylece Irak ve Suriye’ye sınır ötesi operasyon konusunda hükümetimize Meclis’imiz, 1 yıl daha yetki verdi” diye konuştu.

“TEHLİKELİ GİRİŞİM İÇİNDELER”

Türkiye’nin içinde bulunduğu coğrafyanın önemli bir süreçten geçtiğini belirten Yıldırım, “Yakın tarihte cetvelle çizilen sınırlar, bugün asayişten, istikrardan maalesef buralarda bahsetmek zor. Üzülerek, ifade ediyorum ki müttefik bazı ülkelerin geçici siyasal çözümler ve kısa vadeli çıkarları adına iş tuttukları, destekledikleri terör örgütleri, Türkiye’nin milli güvenliği için bir tehdit oluşturuyor. Bu terör örgütleri, yanınızda bugün için değil; gelecekte de yeni çatışma alanlarının oluşmasını hazırlayacak tehlikeli girişimler içindeler” dedi.

“TÜRKİYE’NİN GÜNEY HUDUTLARINDA YENİ OLUŞUMLAR, ASLA HOŞ GÖRÜLEMEZ”

Kuzey Irak’ta yapılacak referandumun yok hükmünde olduğunu vurgulayan Başbakan Yıldırım, şunları söyledi: “Türkiye’nin güney hudutlarında herhangi bir statü değişikliği, herhangi bir şekilde yeni oluşumlar, asla ve asla Türkiye tarafından hoş görülemez. Kuzey Irak’ta yarın gerçekleştirilecek referandum; gayrimeşrudur, yok hükmündedir. Bu referandum sonrası yaşanacak muhtemel gelişmelerden bu referanduma karar veren, tek başına halkıyla danışmadan dünyada bütün milletlerin karşı çıktığı BM’nin de karşı olmasına rağmen bu referandumda inat eden Kuzey Irak Bölgesel Yönetimi, birinci derecede sorumlu olacaktır. Bu coğrafyada Türkler, Kürtler, Türkmenler, Araplar, Asuriler, 42 millet, değişik etnik gruplar hep bir yaşadık. Bugüne kadar beraber olduk, birlikte yaşadık. Bundan sonra da aynı şekilde devam edeceğiz”

“REFERANDUM, KUZEY IRAK BÖLGESEL YÖNETİMİ’NİN HİÇBİR SORUNUNA ÇÖZÜM GETİRMEYECEK”

Referandumun bölgedeki sorunlara çözüm getirmeyeceğini savunan Yıldırım, “Bu referandum, Kuzey Irak Bölgesel Yönetimi’nin hiçbir sorununa çözüm getirmeyecek. Bu referandum, Merkezi Irak Yönetimi ile Kuzey Irak Bölgesel Yönetimi arasındaki hiçbir meseleyi çözmeyecek. Bu referandum, bölgede var olan istikrarsızlığı, otorite boşluğunu ve kaosu daha fazla körükleyecek ve bunun bedelini orada yaşayan insanlar ödeyecek. Belirli insanların, yöneticilerin hırsı ve uçuk hayalleri yüzünden o bölge insanına, Kürt kardeşlerimize bu zulmü reva görenler, elbette bunun hesabını kendi halkları başta olmak üzere bu işe karşı çıkan herkese verecektir. Bu işlerin çözüm yolu, tek taraflı, hiçbir şekilde ikazlara kulak asmadan, gayrimeşru bir referandum kararı değildir. Bu işin yolu, oturup, konuşmaktır. Sorunları müzakereyle suhuletle ele almaktır” dedi.

“KUZEY IRAK KÜRT YÖNETİMİ’NDEKİ İNSANLAR, YAKLAŞIMIZI YETERİNCE ANLAMAMIŞ”

Başbakan Yıldırım, şöyle devam etti: “Türkiye, başından beri burada hep yapıcı oldu. Merkezi Irak Yönetiminin onca kısıtlamasına rağmen bölge insanının Kuzey Irak’taki Kürt kardeşlerimizin mağdur olmaması için her türlü desteği sağladık. Ancak görülüyor ki Kuzey Irak Kürt Yönetimi’ndeki insanlar, bu yaklaşımımızı yeterince anlamamışlar; takdir etmemişler. Şunu iyi bilsinler ki biz, bölgenin istikrarı için bölgede yaşayan ve uzun süreden beri DEAŞ teröründen, PKK teröründen, otorite boşluğundan büyük sıkıntılar çeken oradaki insanlara yardım elimizi uzatmaya devam edeceğiz. Bu referandum, nasıl sonuçlanırsa sonuçlansın bunun hesabını Kürtlerden, Araplardan, Türkmenlerden değil; bu yanlışta ısrar edenlerden soracağız”

“BENLİK KAVGALARIYLA NE KENDİMİZE NE DE KUTLU YÜRÜYÜŞÜMÜZE ZARAR VERMEYELİM”

Türkiye’nin önünde, 2019’da yapılacak iki seçim olduğunu hatırlatan Yıldırım, “Önümüzde, 2019 iki seçimimiz var. Maddi ve manevi kazanımları, asla kibre dönüştürmeyeceğiz. Makam ve mevkilerin, milletin emanet ettiği yerler olduğunu asla aklımızdan çıkarmayacağız. En güzel makam, milletin gönlünde kurduğunuz makamdır. Gerisi boştur. Her AK Parti’linin görevi; milletin derdiyle dertlenmek, milletin ihtiyaçlarını karşılamak ve insanımızın yüzünü güldürmektir. Anlamsız çekişmeler, ihtiraslar, benlik kavgalarıyla ne kendimize ne de kutlu yürüyüşümüze asla zarar vermeyelim. AK Parti, milletle beraber daima ileri giderken, her zaman bayrak yarışını, bayrak değişimini de başarıyla gerçekleştirmiştir. Bugün en önemli, en kıdemli görevlerde bulunan kardeşlerimiz daha verimli olacağına kanaat ettiği yeni kardeşlerimizle bayrak değişimine girebilirler; çünkü kutlu yürüyüş, hiçbir unvan beklemeden davaya koşanların omuzlarında yükseldi. Dün de böyleydi. Bugün de böyle yarın da aynısı olacak. 2019’a giderken, büyük Türkiye’yi yine liderimiz Recep Tayyip Erdoğan’la birlikte ülkemizi dünyanın sayılı ülkeleri arasına sokacağız” diye konuştu.

“BU ANLAMSIZ SINAV SİSTEMİNİN SÜRDÜRÜLMESİNİ ARTIK UYGUN GÖRMÜYORUZ”

Temel Eğitimden Ortaöğretime Geçiş (TEOG) sisteminin kaldırılmasıyla ilgili tartışmalara da değinen Başbakan Yıldırım, şunları söyledi: “Bu güzel ülkeye tek bir dikili ağacı olmayanların 15 yıldır bunca dev eserlere ve hizmetlere söyleyecek hiçbir sözü olamaz. Şimdi ana muhalefet partisi, sözde ‘Adalet Yürüyüşü’ yaptı, bundan bir şey çıkmadı; ama haklarını yemeyelim bir şey çıktı. Ne çıktı? Yürüyüşte baktık ki sağ kolunda FETÖ, sol kolunda PKK; işte ‘Adalet Yürüyüşü’nden çıkan, bölücülerle darbecilerle kol kola girmek. Şimdi tutturdular, TEOG üzerinden siyaset yapacaklar. İstismar yapacaklar. AK Parti iktidarı olarak bugüne kadar gençlerimizin aleyhine olacak hiçbir işin içinde olmadık. Velilerimizin bütçelerini zorlayan, öğrencilerimizi yarış atına çeviren bu anlamsız sınav sisteminin sürdürülmesini artık uygun görmüyoruz. Ailelerimiz ve çocuklarımız rahat olsun.