BEŞ AYLIK BÜTÇEYE BİR DE BU YÖNDEN BAKIN

Bana en çok sorulan sorulardandır: “Faiz dışı dengenin önemi nedir?” Soruya en kısa cevap, “Borç stokunun artmamasıdır.” olur.

25

Tanım olarak “borç stoku = anapara” demektir. Yani faizler stoka dâhil edilmez. Eğer kamu, her hangi bir yılda borç stokunu büyütmek istemiyorsa, yeni borç almamalıdır.

Faizler için her yıl bütçeye ödenek/harcama konulduğunu hatırlatayım. Diğer bir deyimle, faizler için ek borçlanma yapılmazsa, yani faizler yeniden borç alınarak ödenmezse, borç stoku büyümez.

Bu durumun formülü, “faiz ödemeleri = faiz dışı fazla” şeklindedir.

Eğer faiz ödemleri kadar faiz dışı fazla yaratılamazsa yeniden ek borçlanma yapmak gerekiyor. Bu durumda borç stoku büyüyor.

Faiz dışı denge (açık/fazla), bütçedeki faiz hariç harcamalar ile toplam gelirler arasındaki farktır.

Artık bu yılın Ocak-Mayıs dönemi verilerine yakından bakabiliriz.

Aşağıdaki şekil durumu özetlemek için hazırlandı.
Bu yılın ilk beş ayında bütçe 67 milyar lira nakit açığı vermiş. (Yazıdaki tüm rakamlar yaklaşık değerlerdir). Şekilden de görüleceği gibi, bu rakam faiz dışı açık ve faiz harcamalarının toplamına eşit.

Anlaşılacağı gibi, yukarıdaki eşitlik çalışmamış, tam tersi bir durum söz konusu. Faiz dışı fazla vermek yerine 21 milyar lira açık verilmiş. Buna 46 milyar liralık faiz ödemeleri de eklenince bütçe açığı, yılın ilk beş ayında tarihi rekor kıracak bir büyüklüğe erişmiş. Hem de TC Merkez Bankasından aktarılan 38 milyar liralık temettüye rağmen. Eğer o da gelmeseymiş, “yandı gülüm keten helva” vaziyeti olacakmış.

Peki, açık nasıl kapanmış derseniz o da dikkat çekici. Hazine beş ayda, içeride ödediğinden 51 milyar lira, dışarıda da ödediğinden 17 milyar lira daha fazla (net) borçlanmış. Açığı kapatmış, kalan bir milyar liraya yakın parayı da kasasına koymuş.

Özetlemek gerekirse, faiz harcamaları büyüdükçe, gelirleri çoğaltmak ve/veya faiz dışı harcamaları azaltmak ya da her ikisini de yaparak kamu borç stokunu arttırmamanın yollarını aramak gerek. Görünen o ki, belediye seçimleri ve yaşanan ekonomik küçülme nedeniyle tam tersi bir durum yaşanıyor.

Bunu sürdürmek mümkün mü? Neden olmasın? Ama bu verilecek tavizlere ve yüksek faiz düzeyine bağlı. Her ikisi de artırılırsa sorun şimdilik çözülmüş gibi görünür.