CHP’DEN EKONOMİK KRİZ UYARISI

Ağustos ayı sanayi üretimi rakamlarını değerlendiren CHP'li Salıcı, "ekonomik krizle ilgili etkiler devam ediyor. Açıklanan üzeri yaldızlanmış planlar ve programlar ekonomide güveni sağlayamıyor." dedi.

22

Salıcı’nın açıklamasında öne çıkan noktalar şöyle:

“Şehitlerimiz var, öncelikle milletimizin başı sağ olsun. Şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyoruz. Değerli arkadaşlar ekonomik krizle ilgili etkiler devam ediyor. Açıklanan üzeri yaldızlanmış planlar ve programlar ekonomide güveni sağlayamıyor. Güven olmayınca yatırım ve üretim, yatırım ve üretim olmayınca iş, iş olmayınca da aş olmuyor. Bugün açıklayan Ağustos ayı sanayi üretimi rakamlarında da görüyoruz. Sanayi üretimi bu yılın Ağustos ayında geçen yılın aynı dönemine göre tam %3,6 daraldı. Sanayi üretimi tam 12 aydır geriliyor, üretimde kullanılan ara malı üretiminde gerileme 13 aydır devam ediyor, sermaye malı üretiminde geçen yılın Eylül ayından bu yana 12 ayın 11 ayında düşüş var. Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış rakamlarla sanayi üretiminde aylık gerileme ise %2,8.

“Değerli arkadaşlar ekonomi öyle bir hale geldi ki önümüzdeki kışın çok zor geçeceği, özellikle emekliler, dar gelirliler, geliri artmayan, maaşı artmayan ama hükümetin yapmış olduğu zamlardan dolayı giderleri sürekli artan yurttaşlarımız için bu kışın çok zor olacağı ortada. Doğalgaza sürekli zam geliyor, elektriğe sürekli zam geliyor. Ayarlanmış zamlar geliyor, elektriğe ve doğalgaza genellikle %14,9 zam geliyor. %15 değil yani, 14,9. Otoyollara, posta hizmetlerinde %20 oranında zamlar geliyor ama ne büyük sürprizdir ki enflasyona bakıyorsunuz, enflasyon %9. Enflasyonda artış yok. Şu anda Türkiye ağır bir ekonomik krizin pençesinde. B krizden etkilenmeyen sadece Saray’da yaşayan hanedan ve onların iş verdiği çevreler var. Onun dışında yurttaşlarımız ağır bir ekonomik krizden etkileniyorlar.

“Son dönemlerde özellikle Suriye’ye başlayan harekâttan sonra daha fazla toplumun gündemine gelen konulardan bir tanesi dış politikamız. Recep Tayyip Erdoğan şahsileştirilmiş bir dış politika anlayışıyla hareket ediyor. Bir hafta Trump’la konuşuyor. Ama Trump’ın atmış olduğu ‘sizin ekonominizi mahvederim’ diyen, günde birkaç defa gelen tweetlere bakıyorsunuz iktidar kanadından verilen neredeyse hiçbir tepki yok. İktidar kanadı sus pus. O tweetlere cevap vermek de Cumhuriyet Halk Partisi’nin Genel Başkanı’na, Cumhuriyet Halk Partisi’nin sözcülerine düşüyor. O ağır sözlere, o yaptırım içeren sözlere yanıtlar Cumhuriyet Halk Partisi’nden geliyor. Keşke iktidar biraz tarih okusaydı. Ve Johnson mektubu söz konusu olduğunda İsmet İnönü’nün göstermiş olduğu liderlik vasfının yüzde birini gösterebilseydi. Keşke iktidar 1974’te Barış Harekâtı öncesinde sayın Bülent Ecevit’e yöneltilen yaptırımlardan, haşhaş krizi zamanında söylenen ve Türkiye’nin vermiş olduğu cevaplardan biraz nasiplenebilmiş olsaydı.

“Değerli arkadaşlar, Trump’la ilişkimiz öyle bir noktaya geldi ki, Adalet ve Kalkınma Partisi sözcüleri Trump iyi ama çevresi kötü oyunu oynamaya başladılar. Yani aslında Türkiye’nin çıkarlarını savunan, Türkiye ile işbirliğini önemseyen Tayyip Erdoğan ile de iyi bir dostluğu olan bir ABD Başkanı var ama onun çevresindekiler, kadroları buna izin vermiyorlar.

“Şu anda yürüyen bir Suriye harekâtı var. Ve yürüyen bir Suriye harekâtıyla ilgili iktidar kanadından ısrarla konuyu iç siyasete malzeme yapmaya çalışan bir anlayışın ortaya çıktığını görüyoruz. Örneğin Tayyip Erdoğan fetihten bahsediyor. Fetih nedir? Bir yere gidersiniz, alırsınız ve orada kalırsınız. Bizim Suriye’deki bu harekâtı gerçekleştirirkenki amaç oradaki işgalci güç olmak mı? Orayı fethetmek mi? Oysa tam tersini söylüyoruz bütün dünyaya. Sınır güvenliğinin sağlanması gerekiyor, Türkiye’nin terörle mücadele yürütmesi gerekiyor. Türkiye’nin huzura, barışa, istikrara kavuşmasını istiyoruz. Suriye’nin barışa, huzura ve istikrara kavuşmasın- gerektiğini söylüyoruz bu harekâtın sonucunda. Ama bakıyorsunuz, bir sonraki il başkanları toplantısında Adalet ve Kalkınma Partisi Genel Başkanı dönüp diyor ki ‘Vatandaşlarımız gelsin, partimize üye olsun’. Aynı il başkanları toplantısında Suriye konusu görüşülüyor uzun uzun. Adalet ve Kalkınma Partisi’nin Genel Başkanı ‘Birazdan Milli Savunma Bakanımız bu konuda size bilgi verecek’ diyor. Yani Milli Savunma Bakanı, Adalet ve Kalkınma Partili il başkanlarına bilgi veriyor. Meclis’i bilgilendiren var mı? Hayır, Meclis’i bilgilendiren kimse yok. Bu tek adam rejiminde, Meclis’i bypass etmek için kurulan bu rejimde Meclis’e gelip de Türkiye’nin önündeki riskleri, Türkiye’nin yaşayabileceği sorunları ya da harekâtın amaçlarını kapalı oturumda ya da Meclis’te milletvekillerine bilgilendirme yapmak gibi bir zorunluluk içinde hissetmiyor kendisini. Türkiye tam anlamıyla bir parti devletine dönüşmüş durumda, parti de bir hanedan partisine dönüşmüş durumda. Türkiye böyle bir süreç yaşıyor.

“Suriye politikasında Suriye’nin toprak bütünlüğü önemli bir yer tutuyor. Türkiye’nin Suriye’deki bataklığın bir parçası olmadığı gerektiğini defalarca kez söyledik. 4 milyon Suriyeli göçmen Türkiye’ye geldi. Hükümetin verdiği bilgilere göre 40 milyar dolar harcandı. Şimdi soruyoruz. Bu harcamaların Türkiye’ye maliyeti nedir. Trump’la ilişkilerimizin çok iyi olduğu ifade ediliyor. Sonra dönüyor başka bir hafta Putin ile konuşuyor, Putin ile ilişkilerimizin iyi olduğu ifade ediliyor. Ama bir hafta önce Trump’la yapmış olduğu görüşmenin sonucunda Putin ile görüştüğü için Trump’la ilişkilerimiz bozuluyor, Putin ile ilişkilerimiz daha iyi hale geliyor. Ya da başka ülkelerle de benzer şeyler yürütüyor. Yani şahsileştirilmiş, yani şahsi meselesi haline gelmiş bir dış politika izler durumda. Örneğin Suudi Arabistan’da da benzer bir şey yaşandı. Birkaç yıl önce Kral vefat ettiğinde Türkiye’de üç günlük yas ilan edildi ama bu yasın sonucunda Suriye’de yapmış olduğumuz harekâta yönelik olarak Suudi Arabistan’ın tavrında bir değişiklik olmadı. Kişisel ilişkilerin devletler arasında olması gereken ilişkilere bir fayda getirmediğini tekrardan görmüş olduk.

“Öbür taraftan ABD Başkanı Trump, Türkiye’ye ağır hakaretler içeren sözler söylemeye devam ediyor. Aslında doğrudan Erdoğan’ı da hedef alıyor.

“Türkiye ile ABD arasında bir anlaşma var. Bundan milletvekilleri haberdar değil, siyasi partiler haberdar değil. Ama Sayın Trump’ın attığı tweetlerden biliyoruz ki böyle bir anlaşma var.”

“Türkiye’nin Suriye bataklığına girmemesi gerektiğini çok uzun zaman önce söyledik. Hala daha söylüyoruz. Israrla da söylüyoruz. Bunun bize siyasal ve ekonomik bedelleri oldu. CHP Suriye konferansında Türkiye’nin nasıl bir politika izlemesi gerektiği belirlendi. Çerçevesi burada belirlendi.”