EZBER BOZAN ÇIKIŞLAR

Partisine yönelik eleştirilere yanıt veren CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, “Bize hep elitlerin partisi, halka tepeden bakan bir parti olarak eleştirirlerdi. Ama partiyi yönetenlerden elit, melit kimse yok işte, en eliti benim” dedi.

160

Karar Gazetesi Köşe Yazarlarına konuşan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin yeni yol haritası hakkında bilgiler verdi. CHP’nin Genel Başkanı olmayı daha önce aklından geçirmediğini itirafında bulunan Kılıçdaroğlu, çok tartışılacak şu açıklamaları yaptı:

ŞARTLAR GENEL BAŞKAN YAPTI: Siyaset de CHP Genel Başkanlığı da hiç aklımda yoktu. Hatta Sayın Baykal bana grup başkanlığı önerdiğinde ben kabul etmedim. Ben plan bütçe komisyonu üyesiyim orası benim zaten uzmanlık alanım Ben orada devletin bütçesi gelirleri giderleri, vergisi ile ilgili zaten yeteri kadar konuşuyorum. Baykal demiş ki “o biraz keyfine düşkün galiba. Onun için kabul etmiyor” diye. Sonra grup başkan vekilliğini sayın Baykal söyleyince kabul ettik. Benim aklımda hiç genel başkanlık de yoktu böyle bir niyetim de yoktu, şartlar bizi getirdi buraya.

REFAH PARTİLİ ARKADAŞLARIM VAR: Şöyle söyleyeyim. Yetiştiğim şartlar toplumun ne olduğunu toplumun değerlerini, hangi konularda hassas olduğunu bana öğreten şartlardı. 7 kişilik bir ailede büyüdüm. Zor koşullarda büyüdük. Babam memurdu ama bulunduğumuz bölgede yine durumu iyi olanlardan birsiydi çünkü düzenli geliri vardı az da olsa. Kara lastik giydik yeri geldi. Bir ayakkabı alsaydılar 7 ayakkabı gerekiyordu. O günün şartlarına göre kolay bir şey değildi. Dolayısıyla gezdiğim yerler de Van Erciş’te ilkokula orada başladım. Tunceli’de sadece ilkokul 4’ü okudum. Ondan sonra Bingöl’ün Genç ilçesinde ortaokulu okudum. Elazığ Ticaret Lisesi. Ticaret lisesine gitmem de tesadüftü. Lise kayıtlarında kayıtları geçirmişiz. Elazığ’da ticaret lisesi açılmış git kaydını oraya yap dediler. Bir ay sonra da normal liseye geçecektim. Sonra öğretmen dedi ki biz öğrencimizden çok memnunuz. Kaydını vermiyoruz deyince kaldım orada. Bütün bunları düşündüğüm zaman yetiştiğim bölge çocukluğum gençliğim öğrenciliğim halkın hemen hemen her kesimiyle bir şekilde beraber olmamı da sağladı. Benim arkadaşlarımdan bazıları Refah Partisi’nden belediye başkanı da oldu. Halen görüşürüz. Kopmadık da birbirimizden. Dolayısıyla halkın neyi beklediğini iyi biliyorum, aristokrat bir aileden de gelmemenin avantajı var bu siyaset dünyasında, onun getirdiği şey. İnsanlarla konuşmak her insanla sohbet etmek dertlerini dinlemek, toplumun ne olduğunu biliyoruz, yaşadık. Onun getirdiği bir avantajdı.

ALGININ KIRILMASI LAZIM: CHP’nin işte dinsiz bir parti olarak tanımlanması, dine karşıymış gibi bir algının ortaya çıkması, aslında böyle bir şey yok. Gerçek hayatta da böyle bir şey yok. Ama bir algı var. Bu algının kesinlikle kırılması ve gerçeğin bir şekilde topluma aktarılması lazım. Bunları ben dillendirdim, söyledim. Arkadaşlarla konuştum. Uzun uzun sohbetlerimiz oldu. Değişik akademik çevrelerle felsefecilerle dediğim gibi toplumun muhafazakâr olarak tanımladığı, gerçekten entelektüel birikimi olan çevrelerle çok fazla bir araya geldik. Oturduk konuştuk dertleştik. Onların önerileri oldu. Tek başına bütün hepsini yaptık dersek orada da haksızlık yapmış oluruz. Neyi nasıl yapabiliriz. Neyi nasıl dillendirebiliriz. İnsanlarla nasıl bir araya gelip konuşabiliriz. Bütün bunların hepsini bir şekilde yaptık. Şöyle söyleyeyim toplumun kanaat önderleriyle bir arada olmanın getirdiği çok büyük avantajlar oldu. Benim de öğrendiğim çok şey oldu.

BİR YANLIŞIMIZ VAR: (Ben de değiştim mi diyorsunuz) İnsan oğlu zaten sürekli bilgisini artıran bir canlıdır. Sürekli yeni bilgiler alıyorsunuz. Toplumun değişik kesimlerinin CHP’den beklentileri nedir? Biz genelde propagandayı kendi içimizde yapardık. İşte il başkanı alır CHP’lilerin kahvesine götürür, “Vatan Millet Sakarya” sohbeti, ondan sonra herkes alkış kıyamet, tamam. Yarın sabah iktidarız. Ee sandıklar açılıyor farklı bir tablo var. O zaman bir şeyimiz eksik. Bir yerde yanlışımız var.

SANDIĞA GİTMEYELİM DEDİLER: Biz demokratik standartlar üzerine kendi göbeğimizi kendimiz kesmeliyiz siviller olarak. İşte en son Ekrem Beyin seçimi iptal edildi. Bazı arkadaşlar seçimi boykot edelim dediler, bazıları sandığa gitmeyelim dediler. Yok arkadaşım olur mu? Milletten kaçılır mı sandığa gideceğiz dedik. Vatandaşımız da bu haksızlığı görecek dedik. Vatandaşın bir vicdanı var sonuçta. Vicdanı olduğu da çıktı ortaya. Fark 800 bine çıktı. Dolayısıyla Ekrem Bey geldi makamına oturdu. Bu bizim demokrasi tarihimizdeki önemli ilklerden birisidir. Baskıya rağmen iktidarın baskısına rağmen yargının baskısına rağmen demokratik yıllardan vatandaş geldi, oyunu kullandı ve tabloyu ters yüz etti. Bu bizim demokrasi tarihimizde çok önemli bir değer olarak ortaya çıktı. İktidarın baskısına rağmen, yargının baskısına rağmen demokratik yollardan vatandaş geldi, oyun kullandı, tabloyu ters yüz etti.

ELİT MELİT KİMSE YOK: (Partiyi sağa yanaştırıyor gibi eleştiriler de geliyor ne dersiniz?) 10 yıllık süreç içinde en büyük değişimi yaşayan parti biziz. Bu bizim açımızdan çok önemli. Bize hep elitlerin partisi, halka tepeden bakan bir parti olarak eleştirirlerdi. Ama partiyi yönetenlerden elit, melit kimse yok işte, en eliti benim. (Gülerek) Dolayısısıyla o değişimi yaşadık. Bu değişim bugün öyle hemen bugünden yarına yaptık oldu değil. Bu değişim belli bir süreç belli bir zaman istiyor. İl başkanlıklarımız ilçe başkanlarımız bütün bu değişimin farkındalar ve toplumda genel kabul gördüğünü görüyorlar. En azından ciddi bir eleştiri almıyoruz.

BU MU SAĞCILAŞMA?: Artı eksikliklerimiz yok mu var ama bunları zaman içinde gidereceğiz. Bir şekilde geniş kitlelere ulaşmayı sürdüreceğiz. Partiyi sağa çekiyor diye eleştiri yapanlara şunu söylüyorum. Taşeron işçilerini biz gündeme getirdik. Bu partiyi sağa mı kaydırmak Allah aşkına. 21.yüzyılın çağdaş kölesi olarak taşeron işçisinin bütün hayatı bir kişinin iki dudağı arasındaydı. Sen 8 saat değil 12 saat çalışacaksın dediği zaman o kadar çalışıyordu. Biz onu dillendirdik, emekliyi dillendirdik. Kişi başına en düşük gelir orman köylüsünde. Onların sorunlarını da biz dile getirdik. Apartman görevlilerinin sorunlarını da biz gündeme getirdik. Apartman görevlileriyle yaptığım bir toplantıda bir kadın 30 gün çalıştığını ancak 15 gün sigortasının yattığını ve bunu yöneticiye söyleyemediğini söyledi. Bazen kapıcı çocuklarına ayrı sınıflar da açıyorlar. Bunlara biz itiraz ediyoruz. Öte yandan kimseyi ötekileştirmeden, herkes için demokrasiyi, adaleti, hakkı ve hukuku savunuyoruz. Bu mu sağcılaşma?

ESKİYİ İSTEMİYORUZ: (Cumhurbaşkanlığı sistemi bir yıl oldu. Yüzde 40+1 konuşuluyor. Parti sözcünüz biz eski sistemi istemiyoruz dedi. Siz nasıl bakıyorsunuz?) Biz Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemini istemiyoruz dediğimiz zaman siz eskiyi mi istiyorsunuz diye soruyorlar. Hayır biz eskiyi de istemiyoruz. Biz darbe hukukundan arınmış demokratik parlamenter sistemi istiyoruz. Parlamentonun yapısında lider egemenliği var şimdi. Kimse korkudan kendi özgür iradesini Meclis’te beyan edemiyor. Beyan etse genel başkan beni çizerse ne olacak diyor. Milletvekilinin özgürce iradesini ifade edebileceği bir anayasal alt yapıya ihtiyaç var. Parlamentonun güçlendirilmesi lazım.

KILIÇDAROĞLU’NDAN TARİHİ İTİRAF!