HPV aşısı herkese mutlaka yapılmalı

62

Füsun Saka / Gazete Vatan

 

Normal doğum mu sezaryen mi?

Bugünkü gerçeklik şu; gelişmiş toplumlarda doğurganlık giderek azalıyor. Bu durum Türkiye’de de görülüyor, özellikle yaşlı nüfus arttı. Yani daha az doğal yapılıyor ve eğitimin artmasıyla birlikte insanlar başka şeylere ilgi duymaya başladı. Farkındalıkla birlikte sezaryene talep de arttı. Bize başvuran gebelerin yaklaşımı, “Normal doğum yapmayayım, sezaryen olayım” şeklindeydi. Genellikle hekim hastayı sezaryene yönlendiriyor gibi bakılır, aslında hasta hekimi yönlendiriyor. Bilhassa özel hastanelerde, muayenehanelerde hastaların bu yönde talepleri çok fazla.      
 
 
 
 
 
Sezaryen neden tercih edildi?

Korkular da var tabii ki. Birincisi normal doğum bir süreç. Bir maça hazırlanmak gibi derim ben hep. Hastanın psikolojik olarak kendini hazırlaması lazım. Gebenin kapıdan girdiği anda normal doğum yapıp yapmayacağını yüzde 90 biliriz. Bizdeki durum şu: Bakanlık, normal doğum oranlarının artmasını istiyor. Nedeni ise şu; normal doğum kadın vücudunda tıbbi açıdan daha az travma yaratıyor. Hem özelde hem devlette çalışan hekimler sezaryen yaptıklarında, normal doğuma göre daha az ücretlendiriliyor. Hekim bunu para için değil, hasta istediği ve tıbbi gereklilik olduğu için yapıyor. Bizde bir dönem yasayla kısıtlandırılır gibi oldu ama o dönemde şunu da gördük: İngiltere’de ve ABD’de artık isteyene sezaryen yapılıyor. Kişi psikolojik olarak normal doğum yapmaya hazır değilse ve bunu deklare ediyorsa o zaman sezaryen yapılabilir. Yurt dışında istatistiklerde şu çıktı ortaya: Normal doğum yapanların yüzde 40-50’ye yakını, idrar kaçırma, rahim sarkması yaşıyor ve yarısı da genital estetik operasyonları yaptırıyor.  Şimdi bunun bütçeye getirisine bakalım. Belki biraz daha fazla veya eş değer. Dolayısıyla daha sonra sezaryene kapıyı açtılar. Bizde de ‘anne isteği’ şeklinde bir madde var. Bakanlık da bize doğumu nasıl ve neden o şekilde yaptığımızı soruyor. İlgili kişi isterse sezaryen yaptırabilir ama işin realitesi şudur: Normal doğum vücut için daha az travmadır. Gebeye bu durumu anlatırız ama istemezse de kararına saygı duyarız.

TÜP BEBEK UYGULAMALARINDA ÜÇÜZ, DÖRDÜZ DÖNEMİ BİTTİ

‘Rahimde öldürülen embriyolar’ meselesi de var

Evet çünkü dördüz bir hamilelikte dört çocuk çocuk 25-26 haftada doğar. Yani erken doğar ve prematürelikle ilgili komplikasyonlar var. Beyin kanamasından görme bozukluğuna kadar… Şimdiki durum şu: 35 yaşın altındaki hastalarda, ilk iki uygulamada bir embriyo koyuluyor. Artık üçüzler, dördüzler dönemi bitti. 35 yaşın üzerindekilerde de ilk uygulamada iki embriyo koyulmasına izin veriliyor. 

Çünkü bu yaştan sonra gebelik zor oluyor. Bu durumda en fazla ikiz oluyor. Dolayısıyla redüksiyon dediğimiz, anne karnında 11-12’nci haftada 3-4 embriyo olup birisinin sonlandırılma işlemi olabiliyor. Çok sıkıntılı ve üzücü bir prosedür tabii ki. Bunu yapan hekim en rahat uygulayabileceğini seçiyor. Embriyolar önlü arkalı duruyor, öndekini geçip arkadakine birşey yapamazsınız. Önde olanın şanssızlığı. Ama diğerlerinin, yaşam şansını artırmak ya da erken doğumda çıkacak zeka ve fiziksel sorunları önlemek için birinin kendini feda etmesi gibi. Olmasını hiç istemediğimiz şeydir bu.

GENİTAL ESTETİK KADINLAR ARASINDA ARTIK ÇOK TERCİH EDİLİYOR

Şimdilerde genital estetik revaçta. Yurt dışından pek çok hasta geliyor. Normal doğum yapmış veya hiç yapmamış herkes kendi vücudunu incelemeye başladı. Türkiye hem Avrupa’ya göre daha ucuz hem de çok iyi yetişmiş cerrahlarımız var. Genital estetik yavaş yavaş gelmeye başladı, yeni teknolojik cihazlar da elimize ulaşıyor. Biz de açıldık dışarıya ve makineler alıyoruz. Bu cihazlar farklı işlevlere de sahip; vajinal kuruluktan idrar kaçıran hastalara kadar birtakım uygulama alanları var.        
                       
Günümüzde cinsel ilişki yaşı düştü. Bir sürü enfeksiyon, virütik hastalık görülüyor. En çok karşılaştığınız vakalar neler?

HPV aşıları hakkında tartışma çok oluyor. Onunla ilgili de değişik şeyler var. Artık 25 yaşından küçük olanlardan simir alınmıyor. Virüs pozitifse simir bakılıyor. Bir kadın belirli bir yaşa kadar HPV almamışsa zaten rahim ağzı kanseri olmaz. Devlet artık aile sağlığı merkezlerinde bile HPV testini yapıyor. Bir problem varsa hastaneye ya da kadan doğum uzmanına sevk ediliyor. O zaman işlemler yapılıyor.

Aileler bireysel olarak çocuklarına bu aşıyı yaptırabilir mi?

Yaptırmalı zaten. Aşı, 9-50 yaş arasındaki herkese etkili. Ama tabii ideali şudur; virüsü almadan, cinsel hayata başlamadan bu aşının yapılması daha etkili. Üç kez yapılıyor. 18 yaş altı söz konusuysa iki aşı yetiyor. Virüs yalnızca rahim ağzı kanseri yapmıyor. Üst solunum yolu kanserleri de görülüyor. Hiç olmazsa kız çocuklarına bu aşıyı yaparsak zinciri kırarız. Birkaç yıl sonra bu aşının aynısı başka firmalar da üretmeye başlayınca fiyatlar düşecektir. 

Test mi yaptırmak gerekiyor öncelikle?

Test negatif ya da pozitif de olsa aşı yapılıyor. Bu virüs sizde olsa bile hücre değişikliğine daha az yol açması veya rahim ağzında hücre değişikliği varsa onun daha ileriye gitmemesi için yapılıyor. İstatistiksel olarak iyiye gitme durumu aşıyla bağlantılı. Bir insanın kafasında hiçbir soruya, şüpheye yol açmaması için aşı önemli. Virüsün taşınması çok basit çünkü, elden bile geçiyor…