KILIÇDAROĞLU’NDAN ERKEN SEÇİM ÇIKIŞI

CHP lideri Kılıçdaroğlu, “erken seçim” tartışmaları konusunda kendilerinin bir seçim istemediklerini, ancak AK Parti'nin Türkiye'yi yönetemediğinin farkına vardıktan sonra “Biz yönetemiyoruz, seçime gitmek zorundayız” diyeceğini ifade etti.

30

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş hakkında tahliye kararı beklenirken “siyasal iktidarın talebi üzerine tekrar tutuklanmasının bir hukuk faciası olduğunu” söyledi. Kılıçdaroğlu, Cumhuriyet Gazetesi’nden Mahmut Lıcalı’ya konuştu.

Kılıçdaroğlu’nun röportajından öne çıkan bölümler şöyle:

ERKEN SEÇİM AÇIKLAMASI
“Ben, özellikle yerel seçim döneminden bu yana, bir erken seçimi doğru bulmadığımı, parti olarak bizim de bir erken seçim talebimizin söz konusu olmayacağını sıklıkla vurguladım. Biz hâlâ aynı noktada duruyoruz. Bir erken seçim doğru değil. Ancak, erken seçim kararı alacak olan iktidar bloku açısından durumu değerlendirdiğimizde, bir süre sonra bunlar başta ekonomi olmak üzere pek çok konuda Türkiye’yi yönetemedikleri gerçeğiyle yüzleşmek zorunda kalacaklar. Dolayısıyla “Biz yönetemiyoruz, seçime gitmek zorundayız” diyeceklerdir.

DEMİRTAŞ’IN TUTUKLANMASI
Demirtaş’ın tekrar tutuklanması hukuk faciası: (Yargı paketindeki af düzenlemesi tartışmaları üzerine) Adalet Bakanlığı’nın üzerinde çalıştığı bir metin önümüzdeki süreçte parlamentoya gelir. Gelince ancak o zaman düşüncelerimizi söyleyebiliriz. Haksız yere içeride olan çok kişi var. Eren Erdem’den tutun Osman Kavala’ya kadar… Sivil toplum örgütlerinden, askeri öğrencilere ve yazar, çizerlere kadar gereksiz yere yatan birçok insan var. Bunlar haksız yere yatıyorlar. Dünyanın gözü de bu çerçevede Türkiye’ye dönmüş durumda. Adaletin olmadığı bir ülke olarak tanımlanıyor Türkiye. Bir dikta yönetimi var. Bu çerçevede Adalet Bakanlığı belki dışarıdan gelen eleştirileri biraz yumuşatmak için bu çalışmayı yapıyor olabilir… Çünkü Türkiye’de adaletin olmadığını, siyasal baskıların yargıçlar üzerinde de sürdürüldüğünü herkes biliyor. Selahattin Demirtaş’ın tahliye edilmesi gerekirken siyasal iktidarın talebi üzerine tekrar tutuklanması aslında bir hukuk faciasıdır.

Kılıçdaroğlu, Cumhuriyet Gazetesi’nden Mahmut Lıcalı’ya konuştu.

‘ORTADOĞU’DA ÇÖZÜM VAR’

Türkiye Esad ile resmen görüşmeli: (Türkiye’nin Suriye politikası konusunda) Türkiye’nin en az zararla Suriye politikasından çıkmasının yolu Esad ile süratle işbirliği sağlamaktır. Esad da Suriye’nin toprak bütünlüğünü istiyor, biz de Suriye’nin toprak bütünlüğünü savunuyoruz. Ama Esad’ı karşınıza alıp “Ben, Suriye’de istediklerimi Esad’a rağmen yaparım” diyorsanız; sadece ve sadece Amerikan’ın Ortadoğu politikasına hizmet etmiş olursunuz… Şu bir gerçek; yaşanan iç savaşın galibi Esad’dır. İktidar bu gerçeği kabul etmeli. Türkiye’nin iyi ilişkiler içinde olduğu, Suriye konusunda da işbirliği yürüttüğü Rusya ve İran, Esad ile doğrudan ilişki yürütüyor. Peki, Türkiye neyi bekliyor? Arka kapılar arkasında sürdürdüğü temasları alenileştirmekten mi utanıyor? Örneğin Esad’ın ilan ettiği af. Türkiye, ülkemizde bulunan Suriyelilerin ülkelerine dönmeleri açısından da bu affın takipçisi olmalı. Türkiye’deki Suriyeliler, Türkiye’nin güvencesini de alarak ülkelerine dönebilmeli. Türkiye, Esad ile ilişkileri normalleştirmesinin ardından hızla Suriye’nin yeniden imarı konusunda öncü ülke olmalı. İç savaş tamamıyla bittiği an itibarıyla Suriye, yalnızca inşaat alanında değil, sağlık, eğitim, ulaştırma ve gıda konularında büyük bir pazar olacak. Türkiye bu pazarın dışında kalmamalı. Olaya sadece ekonomik olarak bakmıyoruz elbette. Bizim Ortadoğu Barış ve İşbirliği Teşkilatı (OBİT) projemiz vardı. Bu özellikle dört ülkenin; Türkiye, İran, Irak ve Suriye’nin ekonominin yanı sıra barış temelli işbirliğinin de temelini atacak bir çatı örgütlenmesidir.

‘İŞSİZLİK BÜTÜN KÖTÜLÜKLERİN ANASIDIR’

En can yakıcı sorun işsizlik: Ekonomide daralma da olur, küçülme de olur. Ama asıl can yakıcı sorun işsizlik. Tam felaket durumunda. Kötü yönetilen ekonominin vatandaşa faturası işsizliktir. Son bir yılda işsizler ordusuna 938 bin kişi katıldı. Her dört gençten biri işsiz. İşsiz sayımız geniş tanımıyla sekiz milyonu aştı… Bunlar istatistiki veriler. Bu verilerin yarattığı sosyolojik gerçekler ise çok daha acı. İşsizlik bütün kötülüklerin anasıdır. İşsizliğin olduğu yerde kötü diye tanımladığımız her şey olur. Anneler, işsiz evlatları ile işsiz eşlerini evin salonunda buluşturabilmek için uğraşıyor. Evlat elinde diploması işsiz, babasının yüzüne bakamıyor. Baba işsiz evladına harçlık veremiyor. Toplumun psikolojisi darmadağın. İntihar, cinayet, cinnet vakaları neredeyse kanıksandı. Üretimden koparılmış bir ülkenin geldiği nokta burası. Beton ekonomisi adı altında sürdürülen ekonomi politikası iflas etti. Üstelik kentlerimiz de beton ormanlarına dönüştü. Türkiye içinde bulunduğu krizden ancak planlı programlı bir üretim ekonomisi politikasıyla kurtulabilir. Daha acı olanı ise Saray devletinin tüm bu yaşananları görmezden gelmesi… Çünkü onların işsizlik diye bir sorunları yok.