KILIÇDAROĞLU’NDAN TARİHİ İTİRAF!

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinde yaşanan büyük değişimi anlatırken tarihi bir itirafta bulunarak, “En muhafazakâr olan biziz, biz değişime direniyoruz” ifadesini kullandı.

79

Karar Gazetesi yazarlarının sorularını yanıtlayan Kılıçdaroğlu, partisinin geçmişteki bazı hataları hakkında samim tespit ve özeleştiride bulunurken, geleceğe ilişkin hedeflerini anlattı.

İşte Kılıçdaroğlu’nun önümüzdeki dönem de çok ses getirecek samimi açıklamaları:

HALKIN DEĞERLERİNE SAYGI: Adımız Cumhuriyet Halk Partisi. Halkın partisi olmak zorundayız. Halkın partisi olurken de halkın değerlerine inançlarına kimliklerine yaşam tarzına saygı göstermek zorundasınız. Onların ekonomik olarak yaşam standardının yükselmesi de zaten siyasetin ortak görevi olmak durumundadır.

10 YILDA BÜYÜK DEĞİŞİM: Son 10 yılda en büyük değişimi yaşayan parti biziz. Bunu çok rahatlıkla ifade ediyorum. Adalet Kurultayı’nda Fatma Bostan gelmişti. Başörtülü. Birçok insan geldi, Fatma Bostan da bir konuşma yaptı. 20-25 bin kişi dinliyordu. Konuşmasını bitirdi herkes açıkladı. Döndüm, Engin Altay’a “Partideki değişimi görüyor musun” dedim. “Hangi değişimi” dedi. Ya dedim, “Bundan 5 sene önce başörtülü bir kadın gelecek CHP’nin kurultayında konuşacak. 20-25 bin kişi onu dinleyecek. Arkasından da alkışlayacak.

HER ŞEY DEĞİŞİYOR: Bakış açısı değişiyor. Her şey değişiyor. Bizim daha önce başörtülü belediye başkan adaylarımız da vardı. Şimdi belediye meclis üyelerimiz de var. Partide fiilen çalışan çok sayıda başörtülü kadın var. Olay tek başına başörtü de değil aslında. Toplum kutuplaştı ve çok derin bir ayrılmanın içine sokuldu. Buradan da toplumu çekip çıkarmamız lazım. Yani ayrışmanın hiçbir mantığı yok. Topluma getirecek hiçbir yararı yok. Tam tersine siyaset dediğimiz kurum bundan yararlanıyor. Ayrıştırarak kendi tabanı onları tutmak istiyor. Bunun dışına çıkmak lazım. Bunun dışına çıktık biz. O açıdan dedim, CHP olarak bir başörtüsü sorununu Türkiye’nin en temel meselesi haline getirdik. Bizim bir kurultayımız vardır, onun da örnek vereyim. 1935, Dördüncü Büyük Kurultayı… Mustafa Kemal Atatürk de hayattadır. Kurultay’ın tartışma konularından biri de kadın çarşaf giysin mi yoksa yasaklansın mı… Sonuçta şu karar alınıyor; kadının kılık kıyafeti ile uğraşılmaz. Yani kadın kılık kıyafeti ile ilgili CHP’nin tarihsel rolü böyle.

TEK HEDEF DEMOKRASİ: Atatürk’ün Söylev ve Demeçleri’nin tümünü okuduğunuzda ve Atatürk’ün yanında bulunmuş olan arkadaşlarının hatıralarına baktığınızda gördüğünüz en önemli unsur şudur. Genç bir subayken de, Milli Mücadeleyi verirken de ve Cumhuriyeti muhasır medeniyetler seviyesine çıkartmak için büyük bir fedakârlıkla çalışırken de tek hedefi var demokrasi. Halkın egemenliğine o kadar büyük bir inançla bağlı ki bundan hiç geri adım atmıyor. Söylev ve demeçlerini okuduğumda, hatıraları okuduğumda gördüğüm budur. Bu bağlamda şunu rahatlıkla söyleyebilirim Atatürk hepimizin ortak değeridir, söz konusu demokrasi olduğunda da böyle…

EN MUHAFAZAKAR OLAN BİZİZ: Şimdi biz bazen kendilerini muhafazakâr olarak tanımlayan çevrelerle oturup sohbet ediyoruz. Bunların içinde vaizeler de var. Kendilerini muhafazakâr olarak tanıtıyorlar. Diyorum ki siz kendinize haksızlık ediyorsunuz. En muhafazakâr olan biziz, biz değişime direniyoruz. (Gülüşmeler…) Çünkü muhafazakâr ne demektir, ben değişmeyeceğim demektir. Ama değişime en çok direnen parti biziz. “Biz değişmeyeceğiz, biz böyle burada duruyoruz” diye söyleyince, hak veriyorlar. (Gülüyor…) Dindarlıkla muhafazakarlığı da ayırmamız lazım. Muhafazakarlık siyasal bir kavram. Ama kişinin inançlı olması, inancını yaşaması farklı bir şey, onu farklı bir yere koymak lazım.

YENİ ÇALIŞMALAR YAPMALIYIZ: Dünya siyasetine katkıda bulunan çalışmalar yapmamız lazım. Bakın 3 katmanlı bir toplumuz biz. Ortaçağ koşullarında yaşayan var, bizim gibi durumu kısmen iyi olanlar var, bir de İsviçre koşullarında yaşayan var. Dolayısıyla biz dünya siyaset tarihine yeni söylemler yeni kavramlar bulmak ve bunları üretmek zorundayız. Bizim akademik dünyamız bu açıdan kısır. Akademik dünyaya da söylüyoruz. Bu alanlara girmeniz lazım.

DÜNYA ÇOK DEĞİŞTİ: Hala 1789’un sağ sol kavramlarından yola çıkarak 21.yüzyılın dünyasını inşa edemezsiniz. Dünya çok değişti. Teknoloji, bilim her şey değişti. Bizim yeni kavramlar bulmamız ve üretmemiz lazım. Çünkü İsviçre’de üç katmanlı bir toplum yok. Ama Türkiye’de var, yaşıyoruz bunu. Bizim gibi başka ülkelerde de var. Dolayısıyla bizim ülkelerimizdeki akademik dünyanın kendi ülkelerinin gerçeklerinden yola çıkarak çözüm üretmeleri lazım. Bir şeyler yapmaları lazım. Biz bunu yapmaya çalışıyoruz ama ben akademik dünyadan gelmediğim için bir katkı yapar mıyız yapmaz mıyız bir şeyler olur mu olmaz mı onu bilmiyorum. Ama zaman içinde çok şeyler yapacağız. Halkın her kesimini kucaklayacağız.

GEÇMİŞ BİZİM GEÇMİŞİMİZ: (AK Parti kurulurken “gömleği çıkardık” demişlerdi, geçmişle net bir ayrım yapmışlardı, , kendilerine Muhafazakar Demokratız demişlerdi.  Sizinki de buna benzetilebilir mi?) Yok hayır. Geçmişi tümüyle reddedip yeni bir gelecek inşa ediyoruz demek doğru değil. Yani geçmiş bizim geçmişimiz. Onu eleştirebilir, övebilirsiniz. Artısı da vardır eksisi de vardır ama onu tümüyle ben reddediyorum demek doğru bir yaklaşım değildir. O çok biraz kendimizi popülizme kaptırmak gibi bir şey olur. Oy amacıyla bunu yapıyoruz, gibi olur.

DEĞERLERE SAYGILI BÜYÜYECEĞİZ: Oysa biz bu ülkenin demokratik yollarla ve bütün değerlerine saygı duyarak büyümesini istiyoruz. Temel felsefemiz bu. Yoksa geçmişimiz hatta tek parti dönemi hepimizin ortak tarihidir. CHP’nin değil ki tek başına. Necip Fazıl Kısakürek bizim kurultay delegemizdi. Ama Nazım Hikmet de hapse atıldı. Sabahattin Ali de öldürüldü. Tabutluklar vardı bir dönem. O dönemi kendi koşullarında değerlendirmek lazım. Bugünün değerleriyle ya da bugünün sonuçlarıyla geçmişi yargılamak doğru değil. Tarihi tek pencereden tek boyutla incelerseniz topluma yanlış bilgi verirsiniz. Tarihin oturup kendi değerleri içinde o günün koşulları içinde artısı ile eksisi ile toplumun önüne konulması lazım. Toplum onu oturur değerlendirir.

EZBER BOZAN ÇIKIŞLAR