KIRKPINAR’DA TARİHİ HEYECAN!

657'ncisi düzenlenecek olan Kırkpınar Yağlı Güreş Şenlikleri dünyanın en eski spor organizasyonlarından biri. 1362 yılından bu yana Edirne'de düzenlenen Kırkpınar ve yağlı güreşlere dair her şey haberimizde...

26

Edirne Belediyesi’nin ev sahipliğinde 657’nci Kırkpınar Yağlı Güreşleri iki gün boyunca Türkiye’den ve dünyadan pek çok sporsever tarafından merakla bekleniyor.

Yağlı güreşlere ilişkin temel bilgiler şöyle sıralanıyor:

1. YAĞLAMA NASIL YAPILIYOR?
Yağlı güreşi diğer güreşlerden ayıran en önemli özelliklerinden biri haliyle yağ unsurudur. Yağlanmada amaç, pehlivanların karşılıklı olarak birbirini kavramalarını zorlaştırmaktır.

Pehlivanlar, güreş başlamadan önce—burası önemli: zeytinyağı ile vücutlarını yağlarlar. Güreş başladıktan sonra ise çayırda dolaşan “ibrikçiler”den diledikleri zaman yağ takviyesi alabilirler.

2. ORGANİZASYONUN BAŞ YAPIMCISI: KIRKPINAR AĞASI
Tüm organizasyonu Kırkpınar ağaları düzenler. Pehlivanları çağıran, yarışmaları düzenleyen, konukları ağırlayan, yemekten konaklamaya, ödüllerden güvenliğe kadar her şey ağaların sorumluluğundadır.

3. MEKAN
Kırkpınar Güreşleri’nin asıl yeri olan Kırkpınar çayırı, Balkan Savaşları sonrası Yunanistan sınırlarına geçtiği için, günümüzde güreşler Edirne’nin Sarayiçi bölgesinde düzenlenir.

Müsabakalar, er meydanı denilen çayırlık alanlarda yapılır.

4. YARIŞMACILARI TANIYALIM: PEHLİVAN VE BAŞPEHLİVAN NEDİR?
Güreşçilere “güçlü, yapılı” anlamında pehlivan denir. 3 gün süren turnuva sonucunda kazanan güreşçi de başpehlivan unvanını kazanır ve kendisine altın kemer takılır.

Başpehlivan bir yıl boyunca bu unvanı elinde tutar. Eğer bu unvanı arka arkaya 3 yıl korumayı başarırsa altın kemerin sahibi olur.

5. SUNUCU: CAZGIR NEDİR?
Yağlı güreşin en önemli özelliklerinden bir diğeri ise müsabakaların müzik ve dua eşliğinde yapılmasıdır. Cazgır adı verilen ve bir nevi spiker görevini üstlenen sunucu, rakip pehlivanları er meydanına çağırırken adlarını, memleketlerini ve hünerlerini maniler ile anlatır.

Cazgır, pehlivanları seyircilere takdim ettikten sonra ise şu ünlü sözlerle devam eder:

İki yiğit çıkmış meydane, ikisi de birbirinden merdane…

Cazgır, duasını tamamladıktan sonra ise pehlivanlar davulların, zurnaların ve nağmelerin eşliğinde peşreve başlarlar. Pehlivanların başlayacak olan mücadeleye hazırlanmasını sağlayan peşrevi, ahenkli bir şekilde yapılan ısınma hareketleri gibi düşünebiliriz.

Yağlı güreş peşrev

Pehlivanlar, 3 adım ileri 3 adım geri yürüyerek yere çöküyorlarsa, peşrev başlamıştır. Ünlü “Haydi bre pehlivan!” nidasını duyduğunda ise gözlerini dört aç; çünkü güreş başlamış demektir.

6. ANA EKİPMAN: KİSPET NEDİR?
Yağlı güreşte pehlivanların ekipmanı kispet adı verilen ve manda, dana ve malak derisinden yapılan pantolondur. Kipetin dört parmak genişliğindeki bel kısmına ise kasnak denir. Kispetin bel ve paça kısımlarının sıkı bağlanması gerekir ve kispetin düzgün bağlanmaması karşılaşmayı kaybetmeye neden olabilir.

Kispetin çıkması veya yırtılması ise doğrudan malubiyet sebebidir ve bu şekilde karşılaşmayı kazanmaya- evet doğru tahmin ettiniz- kispet çıkarmak denir.

7. YAN EKİPMAN: ZEMBİL NEDİR?
Güreş bittiğinde, kispet yağlanarak bir sonraki güreşe kadar zembil adı verilen sepete konur. Zembile dair dikkat etmeniz gereken bilgi ise zembilin duvara asılması durumudur. Bir pehlivan güreşi bırakacaksa, zembilini duvara asarak bir daha güreşemeyeceğini duyurmuş olur.

Başpehlivanlık unvanını en uzun süre elinde tutan güreşçi Kel Aliço’dur ve peş peşe tam 26 yıl  boyunca Kırkpınar Başpehlivanı olmuştur. 1922 yılında vefat eden rekortmen, sert güreşleri nedeniyle “Gaddar Aliço” lakabıyla da bilinir.

KIRKPINAR’IN TARİHÇESİ
Efsaneye göre Kırkpınar yağlı güreşleri Türklerin 1361 yılında Trakya’ya geçişi ile başlamıştır. 1354 yılında Orhan Gazi, büyük oğlu Süleyman Paşa’yı: -“Rum eli’ni alasın!…” diye karşı kıyılara yollar. Gecenin karanlığında gizlice hazırlanan sallarla askerler ve atlar karşı kıyıya çıkarlar.

Karşı kıyıya ilk çıkanlar, akıncıların öncü birlikleridir. Bunlar “KIRKLAR” namıyla anılan seçkin erlerdir. “KIRK” Türk-İslam tarihinde kutsal bir değeri olan Kırk Evliya’ya işaret bir sayıdır, bu nedenle Süleyman Paşa öncü birliklerini kırkar kişiden oluşturmuştur.

Kırklar bu günkü Gelibolu yarımadasın da karaya çıkarlar ve Domuz-Hisarı adıyla anılan Bizans kalesini ele geçirirler. Daha sonra burayı peşlerinden gelen askerlere devrederek üç ayrı yöne dağılırlar. Görevleri Rum eli’nin içlerine kadar ilerlemek ve gördüklerini Rum-eli Fütuhatı’nı başlatacak olan Süleyman Paşa’ya bildirmektir.

Mola verdikleri sırada eğlemek ve kaslarını gevşetmek için güreş tutan bu Koçyiğitler den iki kardeş birkaç konaklamadan beri güreşlerini bir türlü sonuçlandıramazlar. Bir gün mola verdikleri sırada tekrar güreşe tutuşan Kırklar dan bu iki kardeşin güreşlerini sonlandıramayacağını anlayan arkadaşları onları ayırmaya giderler ve ayırdıkların da iki kardeş oldukları yerde can verirler. Kırklar er meydanında can veren arkadaşları için çok üzülürler ve iki kardeşi orada bulunan ulu bir söğüt ağacının dibine gömüp yollarına devam ederler.

Kırklar görevleri sona erip geri dönerken er meydanında can veren arkadaşlarının mezarlarını ziyarete giderler. Mezarın başına vardıklarında gördüklerine çok şaşırırılar, söğüt ağacının dibindeki mezardan billur sulu bir pınar fışkırmaktadır. Bu hayret veren olay dilden dile dolaşarak destanlaşır.

Kırklar dan bu iki Koçyiğit’in anısına her sene orada güreşler düzenlenmeye başlanır ve “Kırkların Pınarı” olarak adlandırılan mezar başındaki bu pınar zamanla dilden dile dolaşarak “KIRKPINAR” halini alır.