TANAL’DAN ANKARA VALİLİĞİNE EYLEM YASAĞI TEPKİSİ

    3

    CHP İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal, Ankara Valiliğinin 30 gün süre ile getirdiği eylem yasağına tepki gösterirken, yürütmeyi durdurma davası açılacağını bildirdi.

    Tanal yaptığı açıklamada şunları kaydetti:

    "Anayasalar öyle metinlerdir ki; Barolar, Üniversiteler, öğrenciler, ev hanımları, esnaflar kısacası herkes ama herkes bu konuda ifade özgürlüğünü en geniş biçimde kullanma hakkına sahiptir. Çünkü herkesi en doğrudan ilgilendirmektedir. 9 Ocak’ta Ankara Barosu 2 sayfalık bir basın açıklaması yapmak istedi.Anayasa değişiklik Teklifi komisyonda görüşülürken, fikirlerinin alınması gereken değerli hukukçular, hukuk savunucuları, avukatlar sadece 2 sayfalık bir basın açıklaması yapmak istedi. Ancak siyasi iktidar, o kadar kör dövüşü içerisinde o kadar ne olduğunu bilmeksizin itaat ediyor ki buna dahi biber gazıyla, TOMA’larla, köpeklerle, coplarla, kalkanlarla müdahale edildi. Basın açıklaması yaptırılmadı Ankara Barosuna.

    Ve dün değerli arkadaşlarım, yani 10 Ocak 2017 günü Ankara Valiliği bir karar yayımladı. Karara göre; “Umuma açık alanlarda düzenlenecek oyun, temsil, açıklama ve çeşitli şekillerdeki gösteriler ile basın açıklamaları ve stantları . . . 30 gün süre ile yasaklamıştır” .
    Hukuki açıdan değerlendirelim bahse konu Ankara Valiliği kararını;
    Anayasamızın değiştirilemez ve değiştirilmesi teklif dahi edilemez maddelerinden olan 2. Maddesinde açıkça belirtildiği üzere Türkiye Cumhuriyeti Devleti insan haklarına saygılı bir hukuk devletidir. Anayasamızın 34.maddesi kişilerin; “Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı” başlığını taşır. Anayasamızın Madde açıkça “Herkes, önceden izin almadan, silahsız ve saldırısız toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına sahiptir.” Hükmünü içerir.

    Ayrıca hukuki açıdan değerlendirildiğinde; toplantı gösteri yürüyüş hakkı Anayasa madde 25 ve 26 ile birlikte değerlendirilmelidir.

    İlgili maddeler Düşünce ve kanaat hürriyeti ile Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyetini düzenlemektedirler. Yani 2 temel hürriyeti.
    Hiç kuşkusuz, toplantı ve gösteri yürüyüşü kişilerin kendi gelecekleri ve haklarını tayin bakımından özgür iradeleri ile edindikleri düşünce ve kanaatleri açıklamak ve yaymak maksadıyla yapılır.

    Bu açıdan düşünüldüğünde, toplantı ve gösteri yürüyüş hakkının engellenemez niteliği daha anlaşılır olacaktır.

    Devletin tarih sahnesinde ortaya çıkış amacı kişilerin can ve mal güvenliğini sağlamaktır.
    Ancak Devlet kişilerin can ve mal güvenliğini sağlamak maksadına sığınarak; kişilerin Anayasalar ile tanınan diğer haklarını ellerinden alıp, onları evlerine hapsederek bir korku düzeni yaratmak hak ve yetkisine sahip değildir!

    İdare hiçbir işlemi ile temel hak ve hürriyetlerin çekirdek alanına dokunma yasağını çiğneyerek, hakların özünü ortadan kaldıramaz! Hakların özüne dokunamaz!
    Ankara Valiliğinin bu hukuk dışı ve hatta çağ dışı kararı kabul edilemez! Bu karar demokratik devletin gereklerine aykırılık teşkil etmektedir.
    Kamu gücü kamu yararı esasına dayanılarak ve mutlaka idare hukukunun temel ilkeleri ışığında özellikle ölçülülük ve orantılılık ilkeleri ışığında kullanmalıdır! İdare temel hukuk ilkelerini aşmamalıdır.

    Anayasaların toplumların uzlaşı metinleri olduğu bilinen bir gerçekliktir. Uzlaşı, uzlaşma nedir arkadaşlar? Herkesin ortak bir paydada buluşabilmesi değil midir?
    Demokratik, laik, sosyal bir Hukuk Devleti olan Türkiye Cumhuriyeti’nde neden bu kavramların içi boşaltılmaya çalışılıyor?
    Neden toplumdaki herkesi ama herkesi ilgilendiren bir metinde halk susturuluyor? Buradan siyasi iktidara soruyorum; Halkın Kendi Anayasası’nda neden söz söyleme hakkını elinden alıyorsunuz?
    Bu hukuk dışılık, çağ dışılık, bu biat neden? Özellikle sayın 314 milletvekiline soruyorum, neden kendi özgürlüklerinize dahi sahip çıkamıyorsunuz milletin vekili olarak milletin özgürlüklerine nasıl sahip çıkacaksınız?

    Değerli arkadaşlar;
    Anayasa değişiklik teklifinin görüşülmesi toplumun her kesiminden tüm vatandaşlarımızı ilgilendirir.

    Barolar, Üniversiteler, öğrenciler, ev hanımları, esnaflar kısacası herkes ama herkes bu konuda ifade özgürlüğünü en geniş biçimde kullanma hakkına sahiptir.
    Hukuk devletinde böyle olmalıdır! Düşünceyi açıklama ve yayma hakkı ışığında değerlendirilmesi gereken toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkının, şu an engellenmesi, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nde yaşayan her bireyin kendi geleceği hakkında bir söz söyleme hakkının elinden alınmasıdır!

    İşte bu nedenlerle Ankara Valiliğinin işbu kararı kabul edilemez! Derhal yürütmesi durdurulmalı ve akabinde de iptali gerekmektedir! Bu nedenle Ankara Valiliği kararı hakkında yürütmeyi durdurma istemli iptal davası açılacaktır!

    Çünkü, biz hukuktan güç alarak, hukuku üstün kılarak demokratik bir düzlemde herkesin özgürce düşüncelerini açıklayabildiği, huzur içinde bir ülkede yaşamak istiyoruz. "