“VATANDAŞIN GERÇEK GÜNDEMİ BAMBAŞKA”

İktidara eleştirilerde bulunan İyi Parti lideri Akşener, "İktidar “Libya” diyor, Antalyalı esnafım bize “Elektrik faturasını ödeyemiyorum.” diyor. İktidar “Kanal İstanbul” diyor, Antalyalı gencim bana “İş bulamıyorum.” diyor. İşte memleketin gerçek gündemi budur." dedi.

11

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener partisinin grup toplantısında konuştu.

“GÜN, MİLLETÇE TEK YÜREK OLUP, YARALARIMIZI SARMA GÜNÜDÜR”

Benim siyaset anlayışıma göre, doğal afetlerden siyaset çıkarılmaz. Acılar ve felaketler üzerinden, siyaset yapılmaz. Böyle zamanlarda birlik ve dayanışma ruhu öne çıkmalıdır.Siyaset de bu ruhu destekleme odaklı yapılmalıdır. Siyasetçiler olarak önceliğimiz;Arama ve kurtarma faaliyetlerinin tamamlanarak, vatandaşlarımızın güvenli ve huzurlu bir ortama, bir an önce kavuşturulması olmalıdır.Ama bu; olan bitene, kör ve sağırız demek asla değildir. Elbette ki; gelişmeleri, yapılan ve yapılmış olması gereken icraatları, toplanan vergilerin akıbetini takip ediyoruz.Elbette ki; deprem kuşağında yer alan ülkemizde, bu alandaki duyarsızlıkların hesabını soracak, sorumluların yakasına yapışacağız.Ancak bunları gündeme taşımanın zamanı, depremzede vatandaşlarımızın güvenlik ve huzurları sağlandıktan sonra olmalıdır. Bize yakışan, dünü yarın konuşmak üzere, bugün birlik olmaktır.Gün, Elazığlı vatandaşlarımızın yanında olma günüdür.Gün, Malatyalı kardeşlerimizin yanında olma günüdür. Gün, milletçe tek yürek olup, yaralarımızı sarma günüdür.İktidar ve küçük ortağı yabancısı olsalar da, siyasi sorumluluğumuz ve adabımız bunu gerektirir.Biliyorsunuz, Pazar günü deprem bölgesindeydim. Yaralılarımızı ziyaret ettim, aile fertlerini, yakınlarını, sevdiklerini kaybetmiş insanlarımıza taziye ziyaretlerinde bulundum, yürütülen çalışmaları yerinde gördüm.Bu vesileyle, deprem olur olmaz yaptığım seferberlik çağrısına cevap veren, il ve ilçe başkanlarımıza, teşkilat mensuplarımıza, üyelerimize ve gönüllülerimize bir kez daha teşekkür ediyorum. İYİ Partili olmak ne demek, herkese gösterdiniz; Elazığlıyla, Malatyalıyla bir oldunuz, beraber oldunuz; Allah her birinizden razı olsun. Sizlerle gurur duyuyorum.

“VATANDAŞIN GERÇEK GÜNDEMİ BAMBAŞKA”

İki günlük ziyaretimizde kiminle konuştuysak, dertler ortak. İnsanımız geçinemiyor, tencereler kaynamıyor, ay sonu gelmiyor, gencimiz işsiz, gencimiz umutsuz. Turizm cenneti Antalya’da esnaf perişan. Her şey dahil sistemi, zincir marketler, getirilen yeni vergi yükleri insanımızın belini bükmüş. İktidar ve küçük ortağı suni gündemler yaratma peşinde koşadursun, vatandaşın gerçek gündemi bambaşka. İktidar “Suriye” diyor, Antalyalı vatandaşım bize Suriyelileri soruyor.

İktidar “Libya” diyor, Antalyalı esnafım bize “Elektrik faturasını ödeyemiyorum.” diyor. İktidar “Kanal İstanbul” diyor, Antalyalı gencim bana “İş bulamıyorum.” diyor. İşte memleketin gerçek gündemi budur. O gerçek gündem, kaynamayan tenceredir. Ödenemeyen faturalardır. İş bulamayan gençler, ay sonunu getiremeyen ailelerdir.Dava arkadaşlarım;Daha önceki toplantılarımızda da söyledim: “Dünyada hiçbir gelişmiş ülke tarım politikasını piyasa şartlarına bırakmaz.” Çünkü toplumların ekonomik ve sosyal güvenliği için en önemli faktörlerden biri gıda güvenliğidir. Öyle büyük stratejik öneme sahiptir ki, piyasa şartlarına ve işinin ehli olmayan karar alıcılara bırakılamaz. AK Parti’nin başa geldiğinden beri başarısız olduğu birçok alan var ama, özellikle tarımdaki başarısızlığı ekonomik ve toplumsal dengeleri alt üst etmiş durumda. Oysa Türkiye, artan nüfusunu doyurmak için, tarımda üretimini ve verimliliğini arttırmak zorunda olan bir ülke. Peki bu yönde bir gelişme görüyor musunuz? Gelin anlatayım.

Geçtiğimiz yıl tek başına gıda enflasyonu yüzde 20’nin üstünde gerçekleşti.Türkiye bugün, hem gıda enflasyonu, hem de genel tüketici fiyatları enflasyonu bazında, aynı grupta yer aldığı gelişmekte olan ülkelerin, iki katından fazla bir enflasyon oranına sahip. Gıdanın, Tüketici fiyat endeksi içinde ağırlığı yüzde 24. Ama dar gelirli vatandaşımın bütçesinde ise, ağırlığı çok daha fazla. İşte bu nedenle “mutfaktaki yangın”, en fazla dar gelirli vatandaşlarımızı vuruyor. Ne demek istediğimi sayılarla anlatayım: Bugün dört kişilik bir ailenin, sağlıklı bir biçimde beslenebilmesi için, günlük en az 72 lira 58 kuruş, yani aylık 2 bin 178 liralık harcama yapması gerekiyor. Bugün bu paranın yanına yaklaşamayan emekli aylığı alan vatandaşlarım var. Bu bahsettiğim açlık sınırı kabaca bir asgari ücrete denk geliyor.

Akşener, doğal gaz zamlarına ilişkin olarak, “Doğal gaza, 2018 ve 2019 yıllarında, toplam yüzde 60 zam yapıldı. Vatandaşımın maaşı ise, bunun üçte biri kadar bile artmadı. Sadece 2019 yılında elektriğe gelen zam, yüzde 30. Bugün İstanbul’da 4 kişilik bir ailenin, aylık ortalama 200 metreküp doğal gaz tükettiğini düşünün, sadece bunun maliyeti 360 lira. Buna en az 140 liralık elektrik faturasını da ekleyince, 500 lira sadece elektrik ve doğal gaza gitmiş oluyor. Yani vatandaşımın aldığı asgari ücretin dörtte biri sadece elektrik ve doğalgaz faturalarına gidiyor. Bakın, Türkiye’nin en büyük kentinde, İstanbul’da, 39 ilçeden 38’inde doğalgaz tüketiminde düşüş var… Vatandaş artık kombinin düğmesini tedirgin çeviriyor. Dünyada, bütçesindeki paya göre, elektrik ve doğal gaza, bu kadar fazla para ödeyen başka hiçbir ülke bulamazsınız. Bütün dünyada enerji maliyetleri düşerken, bizde devamlı artıyor. Neden peki? Bu israf ekonomisinde, keyfi harcamalar için daha fazla vergi toplamak gerekiyor da onun için” dedi.

Akşener şair Tevfik Fikret’in Han-ı Yağma şiirini okudu:

“Yiyin, efendiler yiyin; bu iştah veren sofra sizin,

Doyuncaya, tıksırıncaya, çatlayıncaya kadar yiyin!

Verir zavallı memleket, verir ne varsa; malını,

Varlığını, hayatını, umudunu, hayalini,

Tüm olanca rahatını, olanca gönül balını,

Hemen yutun, düşünmeyin haramını, helalini…”